TL Bu Yangından Nasıl Çıkar? Para Reformu Şart

0
TL Bu Yangından Nasıl Çıkar? Para Reformu Şart

Merkez Bankasını’nın son aldığı faiz düşürme kararıyla birlikte faizler %14 seviyesinden %13 seviyesine geriledi. Bütün dünyada baş gösteren enflasyona karşı yabancı ülkelerde daralmacı politikalara doğru geçilirken, Türkiye %79,60 (yıllık) enflasyona rağmen genişlemeci bir politikada kalmaya devam ediyor. Bu yüksek enflasyon ile birlikte hanehalkının alım gücü düşmeye devam ederken şirketler tarafında ise yüksek sermaye gereksinimleri işleri zorlaştırıyor. Merkez Bankası politika faizleri ne kadar düşük olsa da piyasa faizleri yüksek seyrediyor. Burada piyasa faizleri reel olarak negatif (enflasyonun altında) olsa bile nominal anlamda ciddi oranda yüksek. Şirketlerin bu faizlerle baş etmesi zor.

Bu sıkıntılı süreci oluşturan temel faktör ise enflasyonun kendisidir. Son zamanlarda enflasyonda ciddi bir yükseliş gözlemlediysek de Türkiye’nin enflasyonla mücadelesi yeni değil. Yaklaşık 40 yıldır yüksek enflasyondan yakınan bir ülke. Dünyada 70’lerde başlayan enflasyon sorunu (1973 Petrol Krizi) büyük ölçüde 80’ler ve sonrasında kontrol altına alındı. Bu ülkeler enflasyonu %4-%2 bandına yani, sürünen enflasyon dediğimiz aralığa getirdiler ve uzun bir süre enflasyon kontrol altında kaldı. Enflasyon bu banda girdiğinde enflasyon beklentileri büyük oranda oluşmaz. Yani, enflasyon insanların gündeminden çıkar ve bu da enflasyonun gelecekte de ortaya çıkmasını engeller.

Yerleşik Enflasyon Belası!

Fakat, Türkiye’de bu hiç böyle olmadı. Enflasyon; 2000’li yılların başında başlanan bağımsız Merkez Bankası, atılan doğru para politikası ve maliye politikası adımları ile %7-8 seviyelerine kadar indi. Ancak, Merkez Bankası hedefi olan %4 seviyesine getirilemedi. O zaman oluşmuş uygun ekonomik ve yapısal şartlar içerisinde enflasyonun hedefe getirilememesi (ki 7 yıllık bir süreç) enflasyonun Türkiye’nin bir gerçeği olduğunu gösterir nitelikte. Dünyada Türkiye ile birlikte 3-5 tane yüksek enflasyon içerisinde olan ve enflasyonu bir türlü kontrol edemeyen ülke kaldı ki bu ülkeler bazı Güney Amerika ve Afrika ülkelerinden oluşuyor. Türkiye ile karşılaştırmak Türkiye’ye hakaret olacaktır. Peki, bu durumda Türkiye ne yapmalı?

Şuan ki hükümetin enflasyonu düşürmek gibi bir niyeti yok. “Seçime kadar ekonomiyi hareketli tutup seçimden sonra seçilirsek bir çaresine bakarız. Olur da seçilemezsek o zaman da bombayı muhalefetin eline bırakırız” politikası sürüyor. Döviz kuru serbest bırakıldığında artıyor ve bu da enflasyonu körüklüyor. Eğer kur baskılanırsa, yani yüksek enflasyonda kurun artmaması demek TL’nin reel olarak değerlendirilmesi demektir. Yani, içeride artan üretim maliyeti ihracatçının maliyetini arttırırken kurun sabit kalması karını götürür. Bu da ihracatı düşürecektir. Ayrıca, hanehalkı artan iç piyasa fiyatları yüzünden ithalata kayacaktır. Bu da cari açığı patlatacak ve döviz çıkışına sebep olacaktır. O sebeple hükümet, seçime kadar kuru yavaş yavaş (kontröllü) bir şekilde yükselterek enflasyon artışına rağmen ihracatçıyı sevindirmeye çalışıyor. Ancak, bu bir çözüm değil.

Bu kötü gidişat içerisinde hükümetin değişmesi ve yeni gelen hükümetle birlikte bir algı değişimi olacaktır. Yapılacak önemli reformlarla da bir güven sağlanacaktır. Ancak, enflasyon canavarının kontrol altına alınması için bunlar yeterli olmaz. Güven iyi bir şey ama tek güvenle olmaz. Bu enflasyonu önlemek için ekonomide sert önlemlerin alınması gerekecek. Bunun sonucunda da çok uzun sürecek bir durgunluk ve akabinde işsizlikte bir patlama göreceğiz. Doğruya doğru, Türkiye’deki siyaset bunu gerçekleştirmez. Bunun siyasi faturası çok ağır olacaktır. Bu, yeni gelecek hükümetin bir daha ki seçimi kaybetmesi ya da erken seçime gitmek zorunda kalması demektir.

Yerleşik Enflasyon Politika Değil, Reform İster!

Burada yapılması gereken önemli şey ise bir para reformudur. 40 yıldır enflasyonun kontrol edilemediği bu sabıkalı paradan Türkiye kurtulmalıdır. Bu tabi paradan sıfır atıp YTL’den TL’ye geçmek gibi mekanik bir iş değildir. Yapısal reformların içine dahil edilen bir para reformuyla birlikte kapsamlı bir değişim gerekmektedir.

Tarihte bunun örnekleri mevcut. Mesela, Almanya yaşadığı büyük enflasyondan sonra para birimini değiştirmiştir ve yeni bir para birimine geçerek eski paranın yarattığı algıdan kurtulmaya çalışmıştır. Türkiye’nin de öncelikle bu gibi radikal adımları atması şarttır. Halk artık enflasyonun düşeceği inancını yitirmiş ve enflasyona aldırmaz hale gelmiştir. Türkiye’nin enflasyondaki en büyük başarısı yüksek tek hanedir. Ve bunun altına inememiştir.

Sabit Kur Düşünülmeli!

Burada demin bahsettiğim döviz kuru çıkmazından bizi çıkartacak olan başka bir yöntem ise sabit kur rejimine geçmek olabilir. Yani, Türkiye bu esnek kur rejimini becerememiş gibi duruyor. 70’lerde cari açığı kapatmak için TL’yi değersizleştirince enflasyonu patlatmıştık. Şimdi de bunun tersini yapıyoruz. Yani, bir dengeyi sağlamak için ötekini patlatıyoruz. Esnek kur yerine sabit kura geçilmediği takdirde Türkiye dengeyi bulamayacak gibi.

TL’den sıfır atılarak başka bir rezerv paraya (Euro, Dolar gibi) sabitlenmesi olumsuz etkileri durduracaktır. Bunun için ise en uygun para birimi ticaretimizin en çok olduğu Euro bölgesidir. Bu şekilde, Türk Lirası kullandığınızda Euro kullanmış gibi olursunuz. Bunun getireceği iki büyük avantaj vardır. İlki enflasyonu kontrol atlına alırsınız. İkincisi, kuru kontrol altına alırsınız. Nitekim Avrupa ülkelerinin ortak para birimine geçme sebepleri de bunlardır. Bazı ülkelerin enflasyonları yüksekken bazılarınınki ise düşüktü. Bu da kur farkı yaratıyordu. Dolayısıyla, tüccarlar bir kendi işleri olan ticaretle bir de kurla uğraşmak zorundaydılar. Ortak para birimine geçince tüccarlara “siz kuru düşünmeyin artık kendi işinizle ilgilenin” dendi. Bu dış ticareti olumlu etkileyen bir adım. Aynı zamanda enflasyon konusunda da bir birlik oluşmuş oldu.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi çok olumlu olurdu ama bu hemen olacak bir şey değil. Zaten gümrük birliğinde yer aldığımız için TL’nin Euro’ya sabitlenmesi de pozitif olacaktır. 400 yıldır enflasyon yaratmayan ve sermaye kısıtlaması getirmeyen İsviçre bile zaman zaman parasına müdahale etmek zorunda kalır. Daha önceden Euro’ya da sabitlemiştir. Tabi, sabitlendikten sonra siyasetin buna uygun politika izlemesi gerekir. Aksi halde bunun da çalışmayacağını gösteren Arjantin örneği önümüzde.

Şu unutulmamalı ki, bir parayı para yapan 3 özellik vardır. İlki, tasarrufları biriktirme aracı olması. Yani, birikimlerinizi o para cinsinden tutmak. İkincisi, işlem yapma aracı olması. Bir şeyler alıp-satarken o parayı kullanmak. Üçüncüsü ise muhasebe birimi olma özelliği. Yani, bir şeyin fiyatını sorduğunuzda size o para cinsinden söylemeleri. Türk Lirası’nın ilk özelliği yitirdiğini yabancı para cinsinden mevduat oranlarına baktığımızda rahatça görebiliyoruz. Diğer iki özellik ise aşınmaya başladı. Türkiye şuan hiperenflasyon sınırındadır. Bu sınırın geçilmesi demek paranın bütün özelliklerini kaybetmesi ve ulusal para sisteminin çökmesi demektir.

Ekonomi ve piyasa analizlerim için beni Twitter ve Telegram üzerinden de takip edebilirsiniz.

Güncel fiyat hareketini buradan takip edebilirsiniz.

Sorumluluk reddi beyanı: Burada yazılanlar bir yatırım tavsiyesi değildir. Kripto para yatırımları, yüksek riskli yatırımlardır. Her yatırım kararı kişilerin kendi sorumluluğu altındadır. Son olarak Koinfinans ve bu içeriğin yazarı, kişisel yatırım kararlarından sorumlu tutulamaz.

Lider kripto para borsası Binance'de %10 komisyon indirimli hesap açmak için tıklayın!


Güncel son dakika gelişmelerden anında haberdar olmak için Koinfinans.com'u  Twitterda takip edin, Google Newste takip edin, İnstagramda takip edin, Facebook sayfamızı beğenin ve Telegram kanalımıza katılın! Android Uygulamamızı indirerek en güncel haber ve analizleri takip edebilirsiniz.

CEVAP YAZ

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın